
Bugün, hayatın sıradanlıkları içinde kendimize yer açma mücadelesinin nasıl verildiğine dair düşünmek istiyorum.
Hepimiz için zaman zaman sıkışıp kaldığımız ve bir çözüm bulma konusunda tereddüt ettiğimiz durumlar vardır. Uzunca bir listenin özet halini anlatma adına seçtiğim cümlelerden konsantre bir sonuç çıkarma gayretinde umarım başarılı olurum.
Yaşadığımız felaketler hem hiçbir zaman aklımıza gelmeyen konularda neler yapacağımızı, hem de hangi durumlarda sıkışıp kaldığımızı bizlere daha iyi gösterdi.
Günlük hayatta bizi bazı kararlar almaya zorlayan o kadar neden var ki; ben bu durumda ne yaparsam kendimi daha iyi hissederim diye sorgular dururuz.
Hayata dair umut bağladığınız olaylar ve kişiler bizim yaşam mücadelemiz içerisinde en önemli yapı taşlarıdır. Bu nedenle vereceğiniz kararların en kritik olanları bunlar üzerinden şekillenir.
Bir öğrencinin okula gitme vakti yaklaştığında sevdiği bir çizgi filmi bırakması onun açısından zor bir durumdur. Yine bir sınav öğrencisinin ders molasından sonra yeniden çalışma odasına geçerek soru çözmesi gerçeği, istemese de onun yapması gereken zor bir eylemidir.
Hepimiz sıkıştığımız durumlarda kendi başımıza kalmayı tercih ederiz. Çünkü böyle zamanlarda ancak kendimize gücümüz yeter. Buradaki irade, kendi karakterimiz ve kişiliğimizi de ortaya koyar. Zaten yenişemediğimiz tek şey kendi “ben’’liğimizdir.
İnsanın kendisi ile olan mücadelesinde gâlip de kendisidir mâğlup da.
Hayatın her alanında sıkıştığımız ve kendimizce doğru olanı yaptığımız tüm kararlarda aslında öncelikle kendimizi rahatlatırız. Aksi durumda çekimser kaldığımız ya da hamle yapmadığımız her olayın sonunda keşkelerimiz artar, hayata karşı karamsarlığımız çoğalır.
- Hafta sonu için yapılan bir gezi planında bu hareketliliği istemeyen bir aile bireyi bütün iştiyakı bozar. Ama bu hareketliliğin yapılmaması, istenmeyen farklı durumları da beraberinde getireceğinden, en doğru kararı vermek yine zor bir iş olarak karşınızda durur.
- Okuduğunuz bölümle ilgili mesleği yapamadığınız için zorunlu olduğunuz farklı tercihler, sizin sıkışmışlıklarınızdır.
- Çocukların dünyasında bu tür olaylar çoğu zaman daha fazla büyütüldüğü için çözüm süreci de uzar. Bir çocuğun parkta oyun arkadaşını seçerken kendisine göre uygun olan arkadaşı bizim veto etmemiz onun sıkışmışlığıdır.
- Bir gencin hafta sonu için yaptığı planların başka bir arkadaş grubunun istenmeyen etkinliğine denk gelmesi, çözülmesi gereken zor ve karmaşık olayların başlangıç fitilini ateşler.
Aslında bu sıkışmışlıkların temelinde kendi benliğimizin ısrarla vurguladığı bireysel öncelikler kadar toplumsal kuralların baskılamaları da ön plandadır.
Günümüz toplumsal hayatı kendi kurallarını güncelleme konusunda bireysel yaşam kadar hızlı davranmaz. Sosyal hayat çağın gereklerine uygun hareket etme konusunda koruyucu bir refleks sergileyerek, bireylerin kendileri için inşa ettikleri olay örgülerini bu korumacı yapının dışına çıkarmak istemez.
Oysa bildiğimiz bir gerçek vardır ki; toplumsal kurallar kendini muhafaza etmeleri kadar bireylerin davranış kalıplarını da görmezden gelemez. İşte tam burada başlayan ve uyumsuz gibi görünen davranış örüntülerinin ahenk oluşturması için yapılan her mücadele yeni sıkışmışlıkların meydana gelmesine sebep olur.
- Aslında en başında yaratılmış olmak da bir sıkışmışlık halidir. Olabilecek en mükemmel varlığı meydana getiren Yaratıcı ile mümkün varlıklar içerisindeki en yetkin kişi olan insan arasındaki bir durumun özetlemesidir bu. Bu hadiseye, kendisine verilen özelliklerin lütfu ile şükrü arasında sıkışan insanın, Yaratıcı’yı mahcup etmeme çabasında kaldığı zor bir durum halidir diyebiliriz.
- Yeni doğan bir bebeğin yaşam mücadelesine başlaması için gözlerini açması kadar kapalı tutması da onun sıkışmışlığıdır.
- İlkokula başlaması konusunda akranlarından geri olduğu düşünülen çocuğun, biran önce eğitim hayatını bitirip işe başlamasını istemek, velinin sıkışmışlığıdır.
- Ev almak için kurulan hayallerde evin yeri kadar muhitinin de istenilen yerde olması, bütçenin buna uygun olup olmaması arasında sıkışmıştır.
- Komşusunda gördüğü bir eşyanın kendisi için ne anlama geldiğini düşünmeden arzulayan insanların sıkışmışlıkları çok daha zordur.
- Yarın girilecek bir sınavın zorluk derecesi ile alınması planlanan not arasında kurulan korelasyon, yeterince çalışmadan sınava gitme isteği ile doğru orantılı değilse sıkışmışlık artacaktır.
- Akraba ziyaretlerinde önceliğin kimden başlayacağı sorunsalı, benmerkezci bir yaklaşım olduğu sürece her geçen süre şiddetini artıracaktır.
- Yolda yürürken aslında çok da fazla konuşmak istemediğiniz birisi ile kendinizi zorlayarak başlattığınız sohbetin devam ettirildiği her an, kendinizle olan sıkışmışlıkları da gün yüzüne çıkaracaktır.
- Tedavisi olmayan bir hastalığa yakalanan kişi için sağlığına kavuşma isteği kadar sağlığını kaybettiğinde sevdiklerinden ayrılacak olması da çok daha büyük ve çaresiz bir sıkışmışlık halidir.
- İnsanın hamurunda vardır bu sıkışmışlık hali. Çünkü insan, doğası gereği her şeyi tüm yönleri ile düşünüp en mükemmel şekilde davranmayı becerebilirse, insan olma yetisini yani insanı insan yapan ayırıcı özelliğini kaybeder. Bunun sonucunda belki de günümüz dünyasında tasarlanan sıradan bir robota dönüşür.
- Listenin uzaması ve örneklerle çoğaltılması o kadar mümkün ki. Ama depremden sonraki dönemde karşımıza çıkan sıkışmışlık hallerini düşündüğümde, herkesin aklında yeterince örnek canlandığını tahmin edebiliyorum.
Sıkışmışlıklarımız bizi hayatın içinde tutan ve sosyal çevremizi şekillendiren temel durumlar olarak da görülebilir. Böyle bir durumu olumlu taraftan bakıp avantaja çevirmek de bizim elimizde olabilir.
- Yapmamız gereken şeylerin kendimizi biraz törpüleyebilmek ve bu durumların bizi çok fazla etkilememesini sağlamaktan geçtiğini düşünebiliriz.
- Askerden dönen çocuğunun iş sahibi olması ve evlenmesi adına yıllarını bu sıkışmışlık içinde geçiren bir babanın daha serinkanlı kalması bu zor dönemin daha hafif atlatılmasına imkân sağlayabilir.
- Yaşadığımız çevrede olup bitenlere seyirci kalmak yerine bizi rahatlatacak durum ne ise onu biran önce yapmak sıkışmışlığımızı azaltabilir.
- Dünyanın karmaşık yapısı ve yorucu yaşam temposunun kendimiz için olmazsa olmaz gibi görülmemesi, yaşanılan hayatın daha keyifli geçirilmesine neden olabilir.
- “Ben’’ için yaşamayı merkeze alırken, “bizle’’ yaşamayı bu durumun çevreleyicisi haline dönüştürebiliriz.
- Aslında söylemek istediğim sıkışmışlıklarımızı da yine kendimizin belirlediği ve şekillendirdiğidir.
- Herkesin kendine göre yorumladığı bu halin insanî bir özellik olmasından ötürü hiç birimizde bulunmaması düşünülemez.
- Sıkışmışlıklarımızı hayatımızda ne kadar azaltabilir ya da etkilerini hafifletebilirsek o kadar sağlıklı ve mutlu kalabiliriz. Aksi bir durumda bunlardan beslenen insanlar haline gelebilir, hatta bunları her geçen gün çoğaltabiliriz.
Son olarak hayatın içerisinde bizi biz yapan ama son derece de etkilenmemize sebep olan temel sıkışmışlıklar şunlardır diyebiliriz.
- Doğduğunuz ev
- İlk eğitimin alındığı aile ortamı
- Kardeş ilişkileri
- Çocukluğumuzdaki davranış örüntüleri
- Aldığınız ya da almayı hep hayal ettiğiniz eğitim hayatı
- Sosyal ve kültürel çevremizin beklenti düzeyi
- Siyasi tercihleriniz ve paradigmalar
- İnançlarınızla gündelik yaşantılar arasındaki bağ
- Aile hayatınızla düşünce dünyanız arasındaki ilişki
- Kuşak farklarına çok fazla etki eden dönemsel aralıklar
Mehmet Süreyya KÜÇÜK

Yorum bırakın