2011 yılının sıcak bir Ağustos günü, il içi tayin döneminin devam eden sıramatiği sonucunda atandığım Dulkadiroğlu RAM günlerime artık başlamıştım. Kuruma geldiğimde daha önceden tanıdığım bir mesai arkadaşım; bir hemşerimiz daha var burada dedi. Birazdan tanışacağım bu koca yürekli insanın on yıl sürecek dostluğa, bir ömürlük hatıra bırakacağını hiç bilemezdim.


O’nunla karşılaştığınızda hiç tanışık olmasanız bile, size samimi gelecek bir gülümsemesi ve sıcak sohbeti ile uzun süredir bir dostunuzla konuşuyorsunuz hissi alırsınız. Size yaklaşım tarzı ve konuşmasından çıkaracağınız tek sonuç, kalbinde art niyet olmayan birisi ile karşılaştığınızdır.
Bu hayatta çok fazla arkadaşım var ama sınırlı sayıda dostum var dersiniz ya, işte öyle birisinden söz etmek ve onu hatırlamak istiyorum. Bu dostumla 2011 yılından itibaren başlayan tanışıklığımıza hem çok şey sığdırdık, hem çok şey eksik kaldı. Onunla tanıştığımda bizim coğrafyanın mahcup ve vakar havasını hemen aldım. O’nun kendine has sevecen yapısını hep ayrı bir yere koymak ve takdir etmekten de kendimce geri durmadım.
İş konusunda söylenecek tek şey bir işkolik olduğuydu. Mesleğine aşıktı, doğruluk ve tarafsızlıktan ödün vermeyen yapısı ile zaten benim dışımda bir çok kişinin de hemen dikkatini çekmişti. Yaptığımız iş sadece mesleğin gereklerini yerine getirmekle sınırlı olmadığı için fedakarlık isteyen her konuda O’nu karşınızda bulmanız mümkündü. Bir insanın mesleğini çok iyi yapması için o işin tüm kurallarını bilmesi yeterli değildi. Kendinizden bir şeyler de katıyorsanız o işle hemhal olmuş sayılırdınız. Bu konuda verilen hizmetin sadece teşekkür boyutunu değil dua ve minnet taraflarını da vicdani kazanç defterine yazdırmıştı. Mesleği ile helalleşmesi gerektiği anda daima alacaklı çıkan tarafta olan birisiydi.
Hayatı tek düze yaşamayı sevmezdi. Yeni şeyler yapmak ve çevresindekilere bu payelerden vermek üzere gönderilmiş tam bir gönül adamıydı.


Oldukça heybetli yapısı içerisinde sakladığı çocuk yüreği tam bir vicdan terazisiydi. Kızmak ve sinirlenmek gibi kavramları bünyesinin kabul etmediğini onunla vakit geçirdiğinizde hemen anlardınız. Zaten bazı insanlar ne kadar isteseler de bunu başaramazlardı.
Aslında şu an, bir dosttan bahsetmenin olağanüstü zorluğunu yaşamaktayım. Çünkü dostunuzdan bahsederken anılardan, arkadaşlıktan ve örtük bir kardeşlikten söz edersiniz. Sizin yaşadığınız durumları anlatırken, karşıdaki insanın kendi dostunda bulduğu şeyleri ifade etmeniz gerekir ki meramınız anlaşılsın.
Hani çok sık görüşemeseniz de bir araya geldiğinizde her gün dertleştiğinizi hissettiren kişiler vardır ya. Ya da aylarca konuşmadığınız bir gün telefonun diğer ucundan size cevap veren o samimi ses. Konuşmaya başlarken sizi rahatlatan cümleler, görüşmediğiniz onca geçen zamanın hiç yaşanmadığını ifade eder. İşte öyle bir arkadaştan bahsediyorum bugün.
Çok zor bir anınızda yardımınıza hiç tereddüt etmeden koşacağını bildiğiniz ama her şeye rağmen onun her an yardıma hazır olmasından bile mutlu olduğunuz birisi. Sizin kararlarınıza etki edecek kadar samimi ama sizi üzmemek adına tavsiyelerini seçecek kadar da naif birisi.
Dost kavramını o yüzden önemsiyorum. Birisine herhangi bir karşılık beklemeden sadece o olduğu için verdiğiniz değeri anlatmaya çalışıyorum. Bu kavramı işte böyle bir durum için kullanmalıyız bence.
Onca geçen yıl uzun mesailer yaptığımız bu arkadaşımızla zaman zaman farklı kurumlarda çalıştığımız için yollarımız ayrıldı. Ama vefa, samimiyet ve dostluğun arasına hiç bir zaman mesafeler girmedi.
Zaten dost bildiği insanlarla bu bağı koparamayacak kadar da incelikli bir ruha sahipti. Onun darılmak gibi bir tabiri literatüründen çıkarmış olabileceğini bile düşünürdüm bazen. Çünkü bu durumu sürdüremeyecek kadar da yufka yürekliydi.


Dedim ya benimle hemen hemen aynı yaşta olan bu dostumdan, bir çocuk masumiyeti ölçüsünce bahsetmem gerektiği için cümlelerimi seçmekte zorlanıyorum.
Bir gün bizim kuruma bu sefer başka bir okulun öğretmeni olduğu için eğitim görevlisi olarak gelmişti. O’na baktığımda bu durumunu sordurtacak kadar zayıfladığını gözlemledim. Arada girdiği diyet ve sigara alışkanlıklarından bağımsız bir hal var gibiydi. O gün eve beraber dönerken hayırlı olsun dediğim arabasını hayırlamak için yolda durup tatlı ikramında bulundu. Kendisi yemediği için bunun nedenini merak ettim. Biraz sağlık sorunları yaşadığı için yemediğini, bazı tetkiklerin sonucunu beklediğini ama bu sürecin biraz uzadığını söyledi.
Ertesi gün hiç birimizin almak istemediği tahlil sonuçları, bu güzel insanla görüşeceğimiz son bir buçuk yılın da habercisiydi. Hastalığı ve tedavi döneminde sadece 3 ya da 4 kere evinde ziyaret etsem de dedim ya, o benim hep vefalı dostum, ben onun Süreyya hocasıydım.
Ara ara telefon etsem de evine gitmek ve o zor dönemlerine şahitlik etme konusunda fazla cesur olamadım. Çünkü gittiğim her zaman diliminde dostumun biraz daha sağlığını kaybedişini, gözlerimizle yaptığımız sohbette bile kaldıramadım.
İlk başlarda çok inandı bu hastalığı bertaraf edeceğine. Zaman zaman umudunu yitirse de O’nun tevekkülü gerçekten çok güzeldi. Salgın dönemlerinin o zor günlerinde mücadelesini sürdürdü. Son ziyaretimde hastalığın etkisi bedeninde çok belirgin hissediliyordu. Ama o naif ruhu her zaman olduğu gibi yine çok kibar ve karşıdakini mahcup edecek saflıktaydı.
Son karşılaşmamızda sanki bu şekilde karşılamaktan hicap duyuyor gibi bakmıştı bana. Ben de bu şekilde görmekten mutlu olmadığımı anlamasın diye onun gözlerinin içine çok fazla bakamadım .
Hayata veda anı yaklaştığında sanki hissedercesine gittiği memleketinde yüreğimize saplanan o acı günün sene-i devriyesi bugün. Ben cenazesine gidecek kadar cesur olamadım. Ama kabrini daha sonra ziyaret ettim.
Bu dünyada bıraktığınız izlenim kadarsınızdır. Belki uyuduğunuz yer küçük bir mekandır ama geride kalan mirasınız bu evrene sığmaz.


Benim de ancak on yıl kadar tanıdığım ve dostluğundan, kardeşliğinden razı olduğum Hakan VİCDAN’dan bahsetmek istedim. 2021 Nisan ayında kaybettiğimiz bu kardeşimizle ilgili söylenecek o kadar güzel söz var ki. Ama ben yine ancak bu kadar cesur olabildim ve bunları yazabildim.
Senin gibi güzel insanlarla karşılaşmak ve senin gibi hatırlanmak bizim de en büyük dileğimizdir kardeşim. Ruhun şad, mekanın cennet olsun.

Mehmet Süreyya KÜÇÜK

Yorum bırakın

Popüler