
Öncelikle konu, ilk duyduğumuzda hepimiz açısından eleştirilen, olumsuzlanan ama bizi ilgilendirmediği sürece fazlaca da üzerinde düşünmediğimiz nitelikte. Ama tam konuya değinmişken gelin biraz üzerinde duralım ve ne ile yüzleşmekten çekindiğimizin farkına varalım. Evet, bu yazıda sürekli işiteceğimiz ve ne olduğunu derinlemesine irdelediğimizde ürpereceğimiz “şiddet” konusundan bahsediyorum. Mizahı, taşıdığı gerçek anlamından daha fazla yapılan “şdd” kökünden türemiş kelimeden.
Bu kavram insanlık tarihi kadar eski ama bir o kadar da karanlık, çirkin ve acımasız. Kavram üzerinde derinlemesine tahlil yapma niyetinde değilim. Zaten bu kavram, konu ile ilgilenen birçok uzman tarafından ele alınmış ve değerlendirilmiş durumda.
Şiddet kavramını ele aldığımızda karşımıza çıkan tanımlarda ortak bir zihin dünyamızın olmadığını görmekteyiz. Bu anlamda kavramı yeniden tanımlamak gibi bir çözüm önerim yok, ancak kavrama yüklenilen anlamların zihinlerdeki karşılığının doğru okunması gerektiğini düşünüyorum.
Şiddet, saldırganlık, zorbalık gibi terimlerin öğrencilerimizde bıraktığı kavramsal etkiler belirli nedenler neticesinde şekillenmekte. Bu yüzden okullarda bu tür olayların yaşanmasının arkasında yatan işte bu nedenlere göz atabiliriz.
Bizzat içerisinde bulunduğum ve yaklaşık 10 yıl öncesine denk gelen ve bir saha araştırmasına dayanak teşkil edecek sonuçlar üzerinden duruma bir bakalım isterseniz. Çünkü merkeze aldığımız çalışmanın, öğrencilerin şiddete yönelme nedenlerine dair ipuçları verdiğine inanmaktayım.
Şiddete neden olan durumları sıraladığımızda iletişim problemleri, bölünmüş parçalanmış aile yapısı, olumsuz rol model olma, teknolojinin bilinçsiz şekilde kullanımı gibi nedenleri bir çırpıda sıralayabiliriz.
Ama bir yandan da öğrencilerin gözünden yaşanabilecek risk durumlarına dair nedenlere bakmalıyız. Çünkü okullarda yaşanan şiddet olaylarında, zaman zaman bizim de göz ardı ettiğimiz ya da üzerinde daha fazla durmamız gereken konular da bulunmakta.
Paylaşacağım sonuçlara gelince, ilk olarak bu çıkarsamaya ulaşmak adına yaklaşık 15000 öğrencinin görüş ve düşüncelerine başvurulduğunu belirteyim. Öğrencilerin okul yaşantıları ile ilgili maddelere verdiği cevaplar, şiddetin korkunç ayak seslerini duymamıza neden olacak kadar belirgin gözükmekte.
Bu anlamda okul yaşantısı ile ilgili maddelerden ilk göze çarpanlar;
| Okulla İlgili Maddeler | İlkokul Ortaokul | Lise |
| *Okula zevk alarak gelmediğime inanıyorum | %23,49 | %28,73 |
| *Okul kuralları çok sıkıcı | %11,72 | %35,76 |
| *Okulda sosyal faaliyetler çok sıkıcı | %13,25 | %27,74 |
| *Seçtiğim eğitsel kolda hiçbir etkinlik yapılmıyor | %14,73 | %19,87 |
İlk etapta bu maddelerin doğrudan şiddet olayları ile ilgisi olup olmadığı sorgulanabilir. Ama unutulmamalıdır ki; okulda kendi dünyasına hitap etmeyen bir yaşam alanı olduğunu düşünen öğrenci, farklı uğraşlara yönelecektir. Bu da karşımıza zaman zaman kendini farklı şekilde gösterme eğilimi, bazen öğrencinin olması gerekenden çok başka kulvarlara yönelmesi, bazen de mevcut duruma eleştirel bir (protesto) yaklaşım tarzı olarak karşımıza çıkabilir. Hepimizin okul sıralarından geçtiği ve geçmek üzere olduğu varsayımından hareketle sıraladığımız maddesel analizlerin risk durumu teşkil ettiği aşikardır. Üstelik bahsi geçen jenerasyonun Z kuşağı gibi beğeni ve ilgi alanları oldukça karmaşık, yaşamı da farklı pencerelerden izlemeyi seven bir nesil olduğunu unutmamamız gerekir.
Bu kulvardan ilerleyerek risk durumlarını yalnızca okul yaşantısına bağlamamız, eğitim camiamıza yani kendi mahallemize haksızlık sayılabilir. Burada yeni bir değerlendirme yaparak sorumluluğun hepimize ait olduğunu görmemiz, aile ve öğrencinin de kendi dünyasına ineceğimiz analizlere gitmemiz, hakkaniyet ölçüleri gereğince adil olandır diye düşünüyorum.
İsterseniz yine aynı saha araştırmasından aile yaşantısı ile ilgili maddelere de bir göz atalım.
| Aile İlgili Maddeler | İlkokul Ortaokul | Lise |
| *Ailem benden gücümün üstünde başarı bekliyor | %43,02 | %26,08 |
| *Beni sürekli kardeşlerimle ve başkalarıyla kıyaslıyorlar | %20,30 | %31,04 |
| *Ailemin sürekli ders çalış demesi beni derslerden soğutuyor | %20,55 | %23,06 |
Yukarıda belirtilen oransal değerler ışığında öğrencinin evde ailesi ile akademik ve sosyal kabul problemleri yaşadığını görmekteyiz. Bahsedilen maddelerin yüzdelik önemi, ortalama her 4 öğrenciden birinin bu konularla ilgili sorunlarında gizlidir. İyi bir aile içi iletişim ortamı yakaladığımızda, öğrencilere yaklaşım tarzımız istendik düzeye geldiğinde bu ve benzeri sorunların azaldığını veliler olarak hepimiz müşahede edebiliriz.
Peki öğrencilerimizin ruh hallerini yansıtan kendi dünyalarına bakacak olursak;
| Öğrencilerinin Kendi Dünyalarını Yansıtan Maddeler | İlkokul Ortaokul | Lise |
| *Nedenini bilmediğim bir sıkıntı içindeyim | %17,01 | %34,72 |
| *Sorunlarımı rahatça açabileceğim birine ihtiyacım var | %19,43 | %20,18 |
| *Zaman zaman kırıcı olduğuma üzülüyorum | %34,13 | %33,45 |
| *Çok çalıştığım halde başarısız olmama üzülüyorum | %26,04 | %26,55 |
İlgili maddelerde görüldüğü gibi öğrencilerin bireysel dünyalarında yaşadığı sıkıntılar, yaş ve dönem özelliklerini hesaba katsak bile oldukça ciddi oranlar olarak gözükmekte. Saydığımız 4 madde üzerinden gidecek olursak, iyimser gözle baksak her 5 öğrenciden biri kötümser baksak her 3 öğrenciden biri ruh hallerindeki değişkenliği yönetemediğini düşünüyor. Burada hem veli hem de öğretmen olarak bizlere düşen görev ise öğrencilerin yaşadıkları zor zamanlarda onlara daha nitelikli destek vermekten geçmekte. Maddelerin derinlemesine analizini okuyucuların takdirine bırakma taraftarıyım.
Bu analizler ışığında, konunun başında değindiğimiz şiddet, zorbalık gibi kavramların öğrenciler tarafından nasıl algılandığına da kısaca değinmek istiyorum. Yine aynı döneme denk gelen ve 4500 öğrenciden geri dönüt alınan saha araştırmasının alt tarafta yazacağım sonuçları, her ne kadar şaşırmamıza neden olsa da üst taraftaki istatistiklerin doğrudan bağlandığı bir korelasyonu da karşılamakta.
Çıkan sonuçlara baktığımızda üzerinde durulması gereken ve esas görmek istediğimiz 4 ana başlık bulunmaktadır.
1-Öğrencilerin zorbalığa maruz kalıp kalmadığı.
2-Öğrencilerin zorbalık yapıp yapmadığı.
3-Öğrencilerin zorbalığı nasıl algıladığı.
4-Okul yönetiminin bu konudaki çalışmaları ve etkinliği.
*Ankette öncelikle zorbalıkla ilgili tanımlamalar yapılmıştır.
“Zorbalık, bir ya da birden çok öğrencinin kendilerinden daha güçsüz ya da daha küçük öğrencileri sürekli olarak rahatsız etmesidir”. Zorba öğrenciler, kendilerini koruyamayacak durumda olan öğrencileri döverek, tekme atarak, tokat vurarak, iterek, çekerek, sözlü olarak sataşarak, hoşa gitmeyen ad ve lakap takarak, alay ederek, küçük düşürücü sözler söyleyerek, dedikodu ve söylenti çıkarıp yayarak, para ya da eşyalarını zorla alarak, almaya çalışarak, tehdit ederek, eşyalarına zarar vererek, arkadaş grubundan dışlayıp yalnızlığa terk ederek ya da bunlara benzer başka söz ve eylemlerde bulunarak rahatsız ederler.
1- Bu belirtilen türden herhangi bir zorbalığa uğradın mı? Sorusuna şu cevap gelmiştir.
| İlk ve Ortaokul Öğrencileri | %45 EVET | %55 HAYIR |
| Lise Öğrencileri | %38 EVET | %62 HAYIR |
Bu zorbalık türlerine hangi sıklıkla uğradıkları sorulmuş, İlk ve Ortaokul düzeyi öğrencileri “Bu yıl en az bir kez seçeneğini %20 oranında, Lise öğrencileri de yine aynı maddeyi %18 olarak işaretlemişlerdir.’’
2-Zorbalık çeşitlerinden herhangi birisini bir kez dahi olsa yaptın mı? Sorusuna şu cevap gelmiştir.
| İlk ve Ortaokul Öğrencileri | %30 EVET | %70 HAYIR |
| Lise Öğrencileri | %25 EVET | %75 HAYIR |
3-Bu soru anketteki en çarpıcı sorudur. Bazı öğrenciler zorbalığı hak eder sorusuna; sorusuna şu cevap gelmiştir.
| İlk ve Ortaokul Öğrencileri | %40 EVET | %60 HAYIR |
| Lise Öğrencileri | %55 EVET | %45 HAYIR |
4-Zorbalık yapıldığında bunu yetişkinlere anlatmak ispiyonculuktur Sorusuna;
| İlk ve Ortaokul Öğrencileri | %29 EVET | %71 HAYIR |
| Lise Öğrencilerinde ise | %24 EVET | %76 HAYIR |
5-Öğretmen ve yöneticiler okulda zorbalık olaylarını önlemede ne derece başarılılar?
| İlk ve Ortaokul Öğrencileri en yüksek oran olan % 35 ile Çok cevabını vermişlerdir. |
| Lise Öğrencilerinde ise yine bu maddedeki en yüksek oran olan % 26 ile Orta Düzey Cevabını vermişlerdir. |
6-Kendini okulda ne kadar güvende hissediyorsun? Sorusuna
| İlk ve Ortaokul Öğrencileri en yüksek oran olan %48 ile “Çok’’ cevabını vermişlerdir. |
| Lise Öğrencilerinde ise yine bu maddedeki en yüksek oran olan %39 ile “Çok’’ cevabını vermişlerdir. |
GENEL BİR DEĞERLENDİRME
- Bu saha araştırmasında benim ilk dikkatimi çeken durum; sanki akran zorbalığı ergenlik dönemi ile başlayan ve öncesinde çok nadir görülen bir durumdur algısının bertaraf edilmesidir. İlk ve ortaokul çağındaki öğrencilerin zorbalık kavramını algılamaları, yaşamaları ve konudan etkilenmeleri, lise öğrencilerinden az olmadığı gibi verilen bazı oranlarda daha yüksek istatistiklerle bile karşılaşıyoruz.
- İstatistiklerde öncelikle iyimser bir bakış açısı ile tolere edebileceğimiz durumlardan başlayalım. Hadi diyelim bu durum her ne kadar zorbalık kavramının içine alınmış olsa da okul ortamında dedikodu, lakap takma, alay etmek ve öğrencilerin birbirini itip kalkması ilk ve ortaokul öğrencilerinin istatistiğinin büyük bir kısmına denk gelsin. Peki lise öğrencilerindeki istatistiği ne yapacağız. Ya da ilk ve ortaokul öğrencileri yukarıda sayılan zorbalık türlerini lise de çok daha hafif formları ile mi uygulayacaklar? Veya bu davranışlar büyüdükçe sönecek mi diyeceğiz.
- Akşam haber bültenlerinde en fazla izlediğimiz sokak cinayetleri, trafikte yaşanan kavgalar ya da markette sıramızın kaybolduğunu düşünerek feryat ettiğimiz zaman dilimleri. Aslında bu neslin kendi yansımalarımız olduğu gerçeğini hiç mi hatırlatmaz bizlere?
- Ankette dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri de zorbalığın içselleştirilmiş olması ve öğrencilerin bu kavramı isteyerek ya da istemeyerek kabullenmiş olmalarıdır. Çünkü zorbalığı ihbar etmeyi ispiyonculuk, bazı öğrencileri de zorbalığı hak eden kişiler olarak gören bir öğrenci profili ile karşılaşmaktayız.
- Bu anlamda konu ile ilgili okullarda yapılması öngörülen en önemli çalışma zorbalık kavramının öğrencilere daha doğru anlatılmasıdır. Ayrıca bu durumla karşılaşıldığında çözüm yolunun okulun ilgili kurulları olduğu bilinci, öğrencilere doğru aktarılmalıdır. Sorun öğrenciler arasında çözülmeye çalışıldıkça, zorbalık yapmayı normal, ihbar etmeyi de ispiyonculuk olarak gören öğrenci sayısı artacaktır.
OLASI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
- En başta okulda görev yapan bir öğretmen olarak ben, trafiğe çıktığım zaman bir barut fıçısına döndüğüm sürece,
- Sınıfındaki bir arkadaşı tarafından bir gün önce iteklenen Ali’nin annesi, oğlum yarın da sen ona tekme atmalısın tembihlemesinden vazgeçmediği sürece,
- Sosyal medyada takipçi sayısını arttırmayı öncelikli maharet sayan klavye kabadayıları sloganik dezenformasyonlardan geri kalmadığı sürece,
- İş yerinde patronuna sesini çıkarmadığı için evinde ve çocukların gözü önünde eşine parlamayı psikolojik rahatlama sayan Mehmet Bey, bu durumu yanlış bulmadığı sürece,
- Okul çevreleri başta olmak üzere sosyal ve sportif alanlar ile sanatsal dönüşümün sağlandığı mekanlar, amacı dışında kullanan bireylerden arındırılmadığı sürece,
- Kaldırımın işgal edilmesini yanlış bulma yerine, kim daha fazla amacı dışında kullanma hakkına sahip kavgasına tutuştuğumuz sürece,
- İnsan hakkını temele alan ve yaşam hakkını kutsalı sayan bir gönül dünyasına sahip olamadığımız sürece,
- Yaptığımız her olumlu şeyin bir karşılığının da olması gerekiyor gibi pragmatist bir anlayıştan, geri dönemediğimiz sürece,
- Ne kadar yazık gibi bir durum değerlendirmesi yaptığımız ama çevremizde benzer bir olayla karşılaştığımızda, başımıza iş almayalım kaygısından kurtulmadığımız sürece,
- Mevcut nesli doğru anlama çalışmaları ekseninde bu dönemin çocuklarına en doğru şekilde ve çağın gereklerine uygun değerleri nasıl veririz mücadelesini içimizde hissetmediğimiz sürece,
- Sanat, edebiyat, felsefe ve benzeri birçok insani duygu durumunu temele alan düşünsel faaliyeti, boş ve zaman kaybı olan gereksiz ilgi alanları olarak gördüğümüz sürece,
- Yarına bırakacağımız geleceği, çocuklarımızın eğitim ve başarılarından çok daha geri sıralarda ele aldığımız sürece,
- Çocuklarımızın sosyal ve akademik hayatlarını veli toplantısından ve sosyal medya platformlarından takip ettiğimiz sürece,
- Toplumsal olaylarda en azından evrensel değer yargıları ile refleks geliştirme yerine, kişisel çıkarlarımız neye uygun oluyorsa argümanlarımızı o yöne tevil ettiğimiz sürece,
Özetle şiddet olaylarında ve akran zorbalığında bizleri rol model alan bir evladımız olduğunu hatırlayamadığımız sürece; şiddet, zorbalık ve buna benzer olayların tamamen bitmesi zaten fantastik bir şeydir ama azaltılması bile üzülerek söylemeliyim, zor görünüyor diyebiliriz.
Mehmet Süreyya KÜÇÜK

Yorum bırakın